İçeriğe geç
Av. Halis Gökhan Giray Avukat · Kadıköy, İstanbul

Aile hukuku

Nafaka, Velayet ve Mal Paylaşımı: Boşanma Sonrası Davalar

Boşanma kararından sonra çoğu zaman üç soru açık kalır: kim kime ne kadar nafaka ödeyecek, çocuk kiminle kalacak ve evlilikte edinilen mallar nasıl paylaşılacak. Bunlar boşanma davasında ya da sonradan açılan ayrı davalarda çözülür. Hepsi aile mahkemesinde görülür ve çoğunlukla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) hükümlerine tabidir.

Boşanma sebepleri, anlaşmalı boşanma ve davanın yürüyüşü boşanma davası sayfasında anlatılıyor. Bu sayfa boşanmanın mali sonuçlarını ve çocuğa ilişkin düzenlemeleri ele alır.

Av. Arb. Uzl. Halis Gökhan Giray Son güncelleme: Eylül 2026 11 dakikalık okuma

Kısaca

  • Boşanma davası sürerken eş ve çocuklar için tedbir nafakasına karar verilir; bu nafakada davayı kimin açtığına ya da kimin kusurlu olduğuna bakılmaz.
  • Kanunda yoksulluk nafakası süresiz olarak düzenlenmiştir; Eylül 2026 sonu itibarıyla bu hüküm yürürlüktedir ve Resmi Gazete'de yayımlanmış bir iptal kararı ya da kanun değişikliği yoktur.
  • Velayette ölçü çocuğun üstün yararıdır; görüşünü oluşturabilecek olgunluktaki çocuk dinlenir, ancak isteği tek başına belirleyici değildir.
  • Boşanmada her eş, diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibidir; yargı uygulamasına göre katılma alacağı boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren on yıllık zamanaşımına tabidir.

Nafaka türleri

Tedbir nafakası

Boşanma davası açılınca hakim, dava süresince eşlerin barınması, geçimi, mallarının yönetimi ve çocukların bakımı için gerekli geçici önlemleri kendiliğinden alır. Geliri olmayan ya da geliri geçimine yetmeyen eş ve çocuklar için bu kapsamda tedbir nafakasına karar verilir (TMK m.169).

Yargı uygulamasına göre tedbir nafakasında davayı kimin açtığına ya da kimin kusurlu olduğuna bakılmaz; nafaka kural olarak dava tarihinden başlar ve boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erer. Eşler dava açmadan ayrı yaşıyorsa ve ayrı yaşama haklı bir sebebe dayanıyorsa, birinin diğerine yapacağı parasal katkı da istenebilir (TMK m.197).

Yoksulluk nafakası

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş, kusuru diğerinden daha ağır değilse, geçimi için diğer eşten mali gücü oranında nafaka isteyebilir; nafaka ödeyecek eşin kusurlu olması aranmaz (TMK m.175).

Yargı uygulamasına göre geliri barınma ve geçimine yetmeyen eş de yoksul sayılabilir. Nafaka kendiliğinden bağlanmaz, istenmesi gerekir. Boşanma davasında istenmemişse, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı bir davayla istenebilir; boşanmadan sonra açılan nafaka davasında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m.177 ve m.178).

Kanun metninde yoksulluk nafakası "süresiz olarak" düzenlenmiştir. Eylül 2026 sonu itibarıyla bu ibareyi kaldıran bir kanun değişikliği ya da Resmi Gazete'de yayımlanmış bir Anayasa Mahkemesi iptal kararı yoktur; mahkemeler yürürlükteki hükmü uygular. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları Resmi Gazete'de yayımlandıkları tarihte, Mahkeme ayrıca bir tarih belirlemişse o tarihte yürürlüğe girer ve geriye yürümez (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.153).

Nafaka alacaklısı yeniden evlenirse ya da taraflardan biri ölürse nafaka kendiliğinden kalkar. Alacaklının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hallerinde ise nafaka ancak mahkeme kararıyla kaldırılır (TMK m.176).

İştirak nafakası

Velayet kendisine verilmeyen ana ya da baba, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Yargı uygulamasına göre boşanma davasında iştirak nafakasına, istenmemiş olsa da hükmedilebilir. Miktar, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçlerine göre belirlenir (TMK m.182 ve m.330).

İştirak nafakası çocuk ergin olunca sona erer. Ergin olduğu halde eğitimi devam eden çocuğa ana ve baba, durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde, eğitimi sona erinceye kadar bakmakla yükümlüdür (TMK m.328).

Yardım nafakası

Boşanmadan bağımsız olarak herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür; kardeşlerin yükümlülüğü refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Dava, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır ve davacının geçinmesi için gerekli, karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım istemidir (TMK m.364 ve m.365).

Nafakanın artırılması, azaltılması ve kaldırılması

Tarafların mali durumu değişirse ya da hakkaniyet gerektirirse yoksulluk nafakasının artırılması veya azaltılması istenebilir. İştirak nafakasında da durum değişince hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler ya da nafakayı kaldırır (TMK m.176 ve m.331).

Yargı uygulamasına göre olağanüstü bir değişiklik olmasa da nafaka, Türkiye İstatistik Kurumu'nun yayımladığı oranlar esas alınarak artırılır; yeni miktar dava tarihinden uygulanır. İstem halinde mahkeme, nafakanın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğini de kararında belirleyebilir (TMK m.176).

Ödenmeyen nafakanın takibi

Nafaka kararı ilamlı icra takibine konulur. Dava sürerken verilen tedbir nafakası kararı beklemeden takibe konulabilir; yoksulluk ve iştirak nafakasının takibi için ise yargı uygulamasına göre boşanma hükmünün kesinleşmiş olması gerekir. Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.350 ve m.367).

Nafaka ödenmezse alacaklının şikayeti üzerine icra mahkemesince üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir; borçlu öderse tahliye edilir. Borçlu nafakanın kaldırılması ya da azaltılması davası açmışsa, hapsin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir. Şikayet, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılmalıdır (2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.344 ve m.347).

Takibin başlatılması ve borçlunun itirazları icra takibi, itiraz ve menfi tespit sayfasında anlatılıyor.

Velayet ve kişisel ilişki

Boşanmaya karar veren mahkeme, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten sonra velayeti ve çocukla kişisel ilişkiyi düzenler. Boşanmada velayet, çocuğun kendisine bırakıldığı tarafa aittir (TMK m.182 ve m.336).

Velayette ölçü, anne ya da babanın istekleri değil çocuğun üstün yararıdır: yaşı, sağlığı, eğitimi, kiminle bağının daha güçlü olduğu ve hangi ortamda daha sağlıklı gelişeceği. Aile mahkemesi bunun için adliyedeki psikolog, pedagog ya da sosyal çalışmacının araştırmasından ve görüşünden yararlanır (4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m.5).

Yargı uygulamasına göre görüşünü oluşturabilecek olgunluktaki çocuk, kendisini ilgilendiren velayet davasında dinlenir. Çocuğun isteği önemlidir, ancak tek başına belirleyici değildir. Zorunlu bir sebep yoksa kardeşlerin birbirinden ayrılmaması da gözetilir.

Ortak velayet

Kanunda boşanmadan sonra ortak (birlikte) velayete ilişkin açık bir hüküm yoktur. Yargıtay, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne Ek 7 No.lu Protokol'e dayanarak, çocuğun üstün yararına uygunsa ortak velayete hükmedilebileceğini kabul ediyor. Ortak velayet, ana ve babanın çocuğa ilişkin kararlarda birlikte hareket edebilmesini gerektirdiğinden uygulamada çoğunlukla bu konuda anlaşan eşlerin dosyalarında gündeme gelir; süreklilik kazanmış bir çekişme varsa çocuğun yararına uygun görülmeyebilir.

Kişisel ilişki

Velayet kendisine verilmeyen ana ya da baba, çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir (TMK m.323).

Kişisel ilişki çocuğun huzurunu tehlikeye sokuyorsa, ana ya da baba çocukla ciddi olarak ilgilenmiyorsa veya başka önemli sebepler varsa bu hak reddedilebilir ya da kaldırılabilir. Velayet kendisine bırakılan taraf kişisel ilişki düzenlemesine uymazsa, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir; bu husus kararda taraflara ihtar edilir (TMK m.324).

Velayetin değiştirilmesi

Ana ya da babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olgular zorunlu kılarsa hakim, kendiliğinden ya da ana veya babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır (TMK m.183).

Velayet sahibinin yeniden evlenmesi tek başına velayetin kaldırılmasını gerektirmez; ancak çocuğun menfaati gerektiriyorsa velayet diğer tarafa verilebilir. Velayet sahibinin çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi ya da ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması halinde velayetin kaldırılması da gündeme gelir (TMK m.348 ve m.349).

Mal rejimi: evlilikte edinilen malların paylaşılması

Eşler sözleşmeyle başka bir rejim seçmemişse aralarında edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Bu rejim, daha önce evlenmiş eşlere de 1 Ocak 2002'den itibaren uygulanır (TMK m.202; 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m.10).

Kişisel mal ve edinilmiş mal

Edinilmiş mal, eşin mal rejimi süresince karşılığını vererek elde ettiği değerlerdir; özellikle çalışmanın karşılığı olan kazançlar ve kişisel malların gelirleri. Kişisel mal ise kişisel kullanım eşyası, mal rejiminin başında sahip olunan ya da sonradan miras veya bağış gibi karşılıksız yolla edinilen değerler ve manevi tazminat alacaklarıdır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal sayılır (TMK m.219, m.220 ve m.222).

Katılma alacağı

Boşanmada mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer. Her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktara artık değer denir ve her eş, diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibidir. Karşılıklı alacaklar takas edilir. Zina veya hayata kast sebebiyle boşanmada hakim, kusurlu eşin payını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir ya da kaldırabilir (TMK m.225, m.231 ve m.236).

Örneğin evlilikte maaşla alınıp bir eş adına tescil edilen dairenin, borçlar düşüldükten sonraki değerinin yarısı katılma alacağı olarak istenebilir; bedelin evlilik öncesi birikimle ya da miras parasıyla ödenen kısmı kişisel mal payı olarak ayrılır. Mallar, tasfiye anındaki sürüm (piyasa) değerleriyle hesaba katılır (TMK m.232 ve m.235).

Değer artış payı ve katkı payı

Eşlerden biri, diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiyede bu maldaki değer artışından katkısı oranında pay alır (TMK m.227).

Değer artış payı özellikle diğer eşin kişisel malına yapılan katkılarda gündeme gelir; örneğin eşin babasından kalan evin yenilenmesine yapılan ödeme. Katılma alacağı kanundan doğar ve katkının ispatını gerektirmez; değer artış payında ise katkının ispatı gerekir.

1 Ocak 2002'den önce edinilen mallar için eşler arasında 743 sayılı eski Medeni Kanun'un mal ayrılığı rejimi geçerlidir. Bu dönemde edinilen mallarda yarı yarıya katılma yoktur; yargı uygulamasına göre diğer eşin mal edinimine yaptığı ve para ile ölçülebilen katkı ispatlanırsa, katkı oranında katkı payı alacağı istenebilir.

Mal kaçırma ve aile konutu

Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan, olağan hediyeler dışındaki karşılıksız kazandırmalar ve katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler hesapta edinilmiş mallara eklenir. Borçlu eşin malvarlığı yetmezse alacaklı eş, eksik kalan miktarla sınırlı olarak bundan yararlanan üçüncü kişilere dava açabilir; bu dava, hakların zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her halde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıl içinde açılmalıdır (TMK m.229 ve m.241).

Katılma alacağı kesinleştikten sonra takipte sonuç alınamazsa, borçlu eşin yaptığı devirlere karşı tasarrufun iptali davası da ayrıca değerlendirilir.

Eşlerden biri, diğerinin açık rızası olmadan aile konutunu devredemez, onunla ilgili kira sözleşmesini feshedemez ve konut üzerindeki hakları sınırlayamaz. Konutun maliki olmayan eş, tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir (TMK m.194).

Yargı uygulamasına göre bu koruma boşanma kararının kesinleşmesine kadar sürer. Şerh, konutun niteliğini üçüncü kişilere karşı görünür kılar; evin satılmasından endişe ediliyorsa gecikmeden istenmelidir.

Mal rejiminin tasfiyesi davası: mahkeme, süre ve 2026 değişikliği

Tasfiye davası boşanmadan sonra açılabileceği gibi boşanma davası sürerken de açılabilir; yargı uygulamasına göre bu durumda esasa girilmeden önce boşanma kararının kesinleşmesi beklenir. Görevli mahkeme aile mahkemesidir; boşanma davasında yetkili olan mahkeme tasfiye davasında da yetkilidir (TMK m.214).

İstanbul'da mahkemenin adı ilçeden değil adliyeden gelir. Örneğin eşlerden biri Kadıköy'de oturuyorsa nafaka, velayet ve tasfiye davaları İstanbul Anadolu Adliyesi'ndeki aile mahkemesinde görülebilir.

Mal rejiminden doğan alacaklar, nafaka ve tazminat için öngörülen bir yıllık süreye bağlı değildir; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu on yıllık genel zamanaşımını uygular. Evlilik sürerken eşler arasındaki alacaklarda zamanaşımı işlemediğinden bu süre, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren başlar (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.146 ve m.153).

Katılma alacağı davaları uygulamada sıklıkla belirsiz alacak davası olarak açılıyordu. 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la belirsiz alacak davası kaldırıldı; bu tarihten önce açılmış belirsiz alacak davaları eski kurallara göre görülmeye devam eder. Yeni davalarda alacağın bir kısmı dava edilebilir ve talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir; zamanaşımı artırılan kısım için de dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır (HMK m.109/4).

Artırım hakkı yalnız bir kez kullanılabildiği için genellikle bilirkişi raporundan sonra, son tutar üzerinden kullanılır.

Aksine anlaşma yoksa katılma alacağına ve değer artış payına tasfiyenin sona ermesinden itibaren faiz yürütülür (TMK m.239).

Yargı uygulamasında bu faiz, kural olarak tasfiye davasındaki karar tarihinden itibaren kanuni faiz oranında işletilir. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun m.1'e göre kanuni faiz oranı, 31 Temmuz 2026'dan bu yana Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden belirlenir; bu tarihten önceki dönemlere hangi oranın uygulanacağı henüz yargı uygulamasıyla netleşmemiştir.

Eşlerden biri ölürse

Evlilik ölümle sona ererse mirasın paylaşılmasından önce mal rejimi tasfiye edilir. Sağ kalan eşin katılma alacağı, ölen eşin terekesine karşı bir alacaktır ve miras payından ayrıdır. Sağ kalan eş, ölen eşe ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde katılma alacağına mahsup edilmek üzere intifa ya da oturma hakkı, ev eşyası üzerinde mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir (TMK m.240).

Miras payı ve paylaşma miras davaları sayfasında anlatılıyor.

Sık sorulan sorular

Boşandıktan sonra çocuk için nafaka isteyebilir miyim?

Evet. Çocuğa fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir.

Süresiz nafaka kaldırıldı mı, ödemeyi durdurabilir miyim?

Hayır. Eylül 2026 sonu itibarıyla yoksulluk nafakasını süresiz öngören hüküm yürürlüktedir ve kesinleşmiş nafaka kararları geçerlidir. Ödenmeyen nafaka takip edilebilir ve tazyik hapsine konu olabilir. Alacaklı yeniden evlenirse nafaka kendiliğinden kalkar; fiilen evli gibi yaşıyor, yoksulluktan kurtulmuş ya da haysiyetsiz hayat sürüyorsa nafakanın kaldırılması için dava açılabilir.

Çocuk kaç yaşında kiminle kalacağını söyleyebilir?

Kanunda belirli bir yaş yoktur. Görüşünü oluşturabilecek olgunluktaki çocuk mahkemede, çoğu zaman uzman eşliğinde dinlenir. Çocuğun isteği önemlidir, ancak mahkeme her durumda çocuğun üstün yararına göre karar verir.

Ev eşimin adına kayıtlı, ben ne alabilirim?

Tapunun kimin adına olduğu tek başına belirleyici değildir. Ev 1 Ocak 2002'den sonra evlilikte edinilmişse, borçlar ve varsa kişisel malla yapılan ödeme düşüldükten sonraki değerinin yarısı katılma alacağı olarak istenebilir; sizin edinilmiş mallarınız da hesaba girer ve karşılıklı alacaklar takas edilir. Ev eşinizin kişisel malıysa katkınız için değer artış payı, 2002'den önce edinilmişse ispatlanan katkınız oranında katkı payı gündeme gelir.

Dosyanızı birlikte değerlendirelim

İstanbul'daki aile hukuku dosyalarında vekillik yapıyoruz: tedbir, yoksulluk, iştirak ve yardım nafakası; nafakanın artırılması, azaltılması ve kaldırılması; ödenmeyen nafakanın takibi; velayet, kişisel ilişki ve velayetin değiştirilmesi; aile konutu şerhi; katılma alacağı, değer artış payı ve katkı payı davaları. Ön değerlendirme için boşanma kararı ya da dava dilekçesi, nüfus kayıt örneği, tapu ve araç kayıtları, varsa kredi ve banka kayıtları ile tarafların gelir belgeleri yeterlidir.

Ön değerlendirme için gereken belgeler

  • Boşanma kararı ya da dava dilekçesiboşanma kesinleşmişse karar, dava sürüyorsa dilekçe ve ara kararlar
  • Nüfus kayıt örneğievlenme tarihi ve çocuklar için
  • Tapu ve araç kayıtlarıedinilmiş malların ve edinim tarihlerinin belirlenmesi için
  • Kredi ve banka kayıtları (varsa)malların nasıl ödendiğini ve borçları göstermek için
  • Gelir belgeleritarafların nafaka hesabında dikkate alınan gelirleri için

“Varsa” diye belirtilenler yalnız dosyanızda bulunuyorsa gerekir.

Av. Arb. Uzl. Halis Gökhan Giray Bu sayfa Av. Arb. Uzl. Halis Gökhan Giray (İstanbul Barosu, Sicil No: 59260) tarafından hazırlanmıştır. Son güncelleme: Eylül 2026. İçerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlıkta sözleşme ve belgeler incelenmeden sonuca varılmamalıdır.
Ara WhatsApp'tan yazın