Düğün takıları kime ait sayılır?
Düğünde takılan altın, bilezik, set, para ve döviz eşlere karşılıksız verildiğinden, kime ait sayılıyorsa onun kişisel malıdır ve mal paylaşımındaki yarı yarıya katılma hesabına girmez. Belirli bir malın kendisine ait olduğunu söyleyen eş bunu ispatlar; hangi eşe ait olduğu ispatlanamayan mallar iki eşin paylı mülkiyetinde sayılır (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.220 ve m.222).
Yargıtay'ın 2024'te açıkladığı ve 2026 kararlarında da uyguladığı ilkelere göre takıların kime kalacağı şu sırayla belirlenir:
- Eşler takıların paylaşımı konusunda anlaşmışsa anlaşmaya bakılır.
- Anlaşma yoksa ve o yörede takıların kime kalacağına ilişkin bir yerel adet bulunduğu ileri sürülüp ispatlanırsa bu adete göre karar verilir.
- İkisi de yoksa her eşe takılan, ekonomik değeri olan şey o eşe aittir. Ancak karşı cinse özgü bir takı o cinse verilmiş sayılır; örneğin damada takılmış kadına özgü bir bilezik kadına aittir.
- Bir takının tek bir cinse özgü olup olmadığı tartışılırsa gerektiğinde bilirkişiye başvurulur; iki cinse de uygun olduğu anlaşılan takı kime takıldıysa onundur.
- Takı sandığına ya da torbasına konulanlardan bir cinse özgü olan o cinse verilmiş sayılır, iki cinse de uygun olanlar ise iki eşin ortak sayılır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin önceki içtihadında, aksine anlaşma ya da adet yoksa düğünde kime ne takılırsa takılsın hepsi kadına ait sayılıyordu; Yargıtay'ın bir başka dairesinin 2020 tarihli kararlarında ise kadına özgü olmayan takılar, kime ait olduğu ispatlanamazsa iki eşin paylı mülkiyetinde kabul ediliyordu. Yeni ilkelere göre örneğin damadın yakasına takılan çeyrek altınlar ve paralar kural olarak damada, gelinin koluna takılan bilezikler ise geline kalır.
İspat: takıların varlığı ve kimde kaldığı
Davayı açan eş önce takıların varlığını; cinsini, sayısını, ayarını ve gramını ispatlar. Bunun için düğün fotoğrafları ve videoları, düğünde bulunan tanıklar, varsa takı listesi ya da çeyiz ve takı senedi kullanılır. Takıların niteliği ve değeri çoğunlukla kuyumcu bilirkişiye inceletilir.
İkinci olarak takıların neden kendisinde olmadığını göstermesi gerekir. Yargı uygulamasına göre ziynetler kolayca saklanabilen ve taşınabilen eşyalar olduğundan olağan olan, kadının üzerinde ya da kendi koruması altında bulunmalarıdır. Bu yüzden takılarının diğer eşte kaldığını söyleyen kadın, bunların evlilik içinde kendisinden alınıp geri verilmediğini ya da evden ayrılırken onları yanına alamayacağı koşullarda ayrıldığını ispatlamalıdır.
Bu ispat yapılırsa yük yer değiştirir. Takıların kendisine geçtiğini kabul eden ya da bu durumu ispatlanan eş onları iade etmekle yükümlüdür; ancak takıların kendisine geri verilmemek üzere verildiğini ispatlarsa bu yükümlülükten kurtulur. Yargı uygulamasında takıların bozdurulup ev ya da araba alınmasında kullanılmış olması, bu ispat yapılmadıkça iade borcunu ortadan kaldırmaz.
"Evden giderken takıları götürdü" savunması
Uygulamada en sık savunma, kadının evden ayrılırken takıları da götürdüğüdür. Olağan olan bu olduğundan kadın, aksini somut delillerle göstermelidir: örneğin bir tartışmanın ardından evden çıkarıldığını, şiddet sonrası kolluk eşliğinde apar topar ayrıldığını ya da takıların evde kaldığını gösteren tanık anlatımları ve yazışmalar. Diğer eşin mesajlarında takıları getireceğini söylemesi gibi kabuller de önemlidir; Yargıtay'ın bir kararında böyle bir mesaj, ispat yükünü onun üzerine geçiren bir kabul sayılmıştır.
Aynen iade mi, bedel mi?
Takılar duruyorsa aynen iadesi, bozdurulmuş, satılmış ya da bulunamıyorsa bedeli istenir. Uygulamada dava dilekçesinde ikisi birlikte, "aynen iadesi, bu mümkün olmazsa bedeli" biçiminde istenir. Böyle bir talepte yargı uygulamasına göre mahkeme önce aynen iadeye, bunun mümkün olmaması halinde bedele karar vermelidir; aynen iade istemini gerekçesiz reddedip yalnız bedele hükmetmesi bozma sebebi sayılmıştır.
Bedel, yargı uygulamasına göre takıların dava tarihindeki değeri üzerinden belirlenir. Altının değeri sonradan artabileceği için talebin yalnız bedel olarak kurulması, bu artışın hesap dışında kalmasına yol açabilir; aynen iade istemi bu yüzden önemlidir. Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır, istenenden fazlasına karar veremez (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.26).
Ne zamana kadar istenebilir?
Ziynet talebi, maddi ve manevi tazminat ya da yoksulluk nafakası gibi boşanmanın bir sonucu değildir; bu yüzden boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren işleyen bir yıllık süreye bağlı değildir. Yargı uygulamasına göre takılar diğer eşin elinde duruyorsa istem mülkiyete dayandığından zamanaşımı söz konusu olmaz; takılar artık yoksa bedel istemi on yıllık zamanaşımına tabidir. Öğretide, takılar elden çıkarılmışsa bu on yıllık sürenin her durumda uygulanmasını eleştiren görüş de vardır.
Eşler arasındaki alacaklarda zamanaşımı, evlilik devam ettikçe işlemeye başlamaz. On yıllık süre bu yüzden boşanma kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.146 ve m.153).
Süre uzun olsa da tanıkların hatırlaması ve fotoğrafların bulunması zamanla zorlaşır. Bu yüzden talep çoğunlukla boşanma davasıyla birlikte ileri sürülür.
Boşanma davasıyla birlikte mi, ayrı dava mı?
Ziynet talebi boşanma dava dilekçesinde ya da cevap ve karşı dava dilekçesinde ileri sürülebileceği gibi, boşanmadan sonra ayrı bir davayla da istenebilir. Talep boşanmadan bağımsız bir alacak olduğu için dilekçede takıların değeri gösterilir ve bu değer üzerinden harç yatırılır. Boşanma davası içinde ileri sürülen talep aynı mahkemede incelenir; örneğin boşanma davası Kadıköy'deki yerleşim yeri nedeniyle İstanbul Anadolu Adliyesi'ndeki aile mahkemesinde açıldıysa ziynet talebi de orada ileri sürülebilir.
Yargı uygulamasına göre ziynet davası boşanma davasının eki sayılmaz. Boşanma davasının reddedilmesi, takıların ayrı bir davayla istenmesine engel değildir; ziynetlerin iadesine ya da bedeline ilişkin hüküm de boşanma kararının kesinleşmesi beklenmeden icraya konulabilir.
Ziynet talebi mal paylaşımından da ayrıdır. Takılar bozdurularak diğer eşin adına ev ya da araba alındıysa bu katkı, mal rejiminin tasfiyesinde değer artış payı olarak da ileri sürülebilir. Yargı uygulamasında bu pay, takıların, malın alındığı tarihteki değerinin malın o tarihteki değerine oranı bulunarak ve bu oran malın tasfiye tarihindeki sürüm değerine uygulanarak hesaplanır. Aynı değer iki kez istenemeyeceğinden hangi yolun izleneceği, altın ve konut değerlerinin seyrine göre dosyada ayrıca değerlendirilir.
Görevli mahkeme
Yargı uygulamasına göre eşler arasındaki ziynet davası aile mahkemesinde görülür. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu görevi, aile davalarına bakmak üzere belirlenen asliye hukuk mahkemesi yerine getirir (4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m.2 ve m.4).
Öğretide bu davanın her durumda asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğini savunan görüş de vardır.
Takılar eşin annesi ya da babası gibi bir yakınında kaldıysa ve dava yalnız ona karşı açılıyorsa durum farklıdır. Aralarında aile hukukundan doğan bir ilişki bulunmadığından, yargı uygulamasına göre bu dava aile mahkemesinde değil genel mahkemede, yani asliye hukuk mahkemesinde görülür.
Sık sorulan sorular
Damada takılan altınlar boşanınca kime kalır?
Eşler arasında anlaşma ya da ispatlanan bir yerel adet yoksa damada takılan çeyrek altın ve para gibi iki cinse de uygun değerler damada kalır. Damada takılmış olsa da bilezik gibi kadına özgü bir takı kadına ait sayılır.
Evden ayrılırken takılarımı alamadım, ne yapmalıyım?
Takıların evde kaldığını ve onları alamayacağınız koşullarda ayrıldığınızı gösterecek delilleri, örneğin tanıkları, kolluk tutanağını ve yazışmaları saklayın. Şiddet yüzünden evden ayrıldıysanız, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında kişisel eşya ve belgelerinizin kolluk eliyle teslimini de isteyebilirsiniz; ayrıntılar koruma kararı ve uzaklaştırma sayfasında.
Boşanma davasında takıları istemedim; sonradan isteyebilir miyim?
Evet. Ziynet talebi boşanmadan sonra ayrı bir davayla da istenebilir ve bir yıllık süreye bağlı değildir. Takılar artık yoksa bedel istemi için on yıllık süre vardır ve bu süre boşanmanın kesinleşmesiyle işlemeye başlar.
Nişan bozuldu; takılan altınları geri isteyebilir miyim?
Evlilik gerçekleşmeden nişan sona ererse, nişanlıların birbirine ya da anne, baba ve onlar gibi davrananların diğer nişanlıya verdiği alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir. Yargı uygulamasında nişan yüzüğü dışındaki altın, takı ve ziynetler bu nitelikte sayılır ve geri istemede nişanı kimin bozduğuna bakılmaz. Bu dava hakkı, nişanın sona ermesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m.122 ve m.123).
Dosyanızı birlikte değerlendirelim
İstanbul'daki ziynet ve eşya davalarında vekillik yapıyoruz: boşanma davasıyla birlikte ya da ayrıca açılan ziynet alacağı davası, bu davalara cevap, takılarla edinilen mallar için mal rejiminin tasfiyesinde değer artış payı, nişanın bozulması nedeniyle hediyelerin geri istenmesi ve ziynet alacağına ilişkin kararların icra takibi. Ön değerlendirme için düğün fotoğrafları ve videoları, varsa çeyiz ve takı senedi, takıların bozdurulduğunu gösteren kuyumcu ve banka kayıtları, yazışmalar ve tanık bilgileri ile boşanma dava dilekçesi ya da kararı yeterlidir.
Ön değerlendirme için gereken belgeler
- Düğün fotoğrafları ve videolarıtakıların cinsini, sayısını ve kime takıldığını göstermek için
- Çeyiz ve takı senedi (varsa)takıların listesi ve değeri için
- Kuyumcu ve banka kayıtları (varsa)takıların bozdurulduğunu ve bedelinin nereye harcandığını göstermek için
- Yazışmalar ve tanık bilgileritakıların kimde kaldığını ve evden hangi koşullarda ayrıldığınızı göstermek için
- Boşanma dava dilekçesi ya da kararıtalebin boşanma davasında ileri sürülüp sürülmediğini ve kesinleşme tarihini görmek için
“Varsa” diye belirtilenler yalnız dosyanızda bulunuyorsa gerekir.